Hilkat Garibesi

Yazı yazmaya meraklı olanlar kendi isimleri yerine bazen benimsedikleri takma adları da kullanırlar. Sıkı gazete okurları bu tür örnekleri çok iyi bilir. Ben her ne kadar daha yazar olabilecek konumda olmasam da orada burada yazdığım bazı yazılarda Hilkat Garibesi takma adını kullanmışımdır. Bu takma adı neden kullandığımı soranlar olduğu için ne zamandır bir açıklama yazısı yazmayı planlıyordum.

 

Mühendis hatta son zamanların gözde mesleği elektronik mühendisi olmama rağmen hayatım boyunca mucitlerden ziyade yazarlara, şairlere özenmişimdir.

 

Bana göre kelimeleri bir araya getirip anlamlı cümleler oluşturmak ekipmanları bir araya getirip makine oluşturmaktan çok daha değerlidir. Örnek vererek anlatmak gerekirse; terazinin bir tarafında Mimar Sinan’ın Selimiye’si diğer tarafında ise Yunus Emre’nin ‘Beni bende demen, bende değilim’ dizeleri olsa, bana göre Yunus’un dizeleri çok daha ağır basacaktır. Belki binlerce yıl sonra Selimiye yıkılıp toza toprağa dönüşecektir ama belleklerimize kazılan Yunus’un bu anlamlı sözleri insanlık varoldukça kaybolmayacaktır.

 

(Burada yeri gelmişken şu gözlemimi belirtmeden konuya devam edemeyeceğim: İmanlıların genelinin Kuranı Kerim’i kutsal söz olarak değil de kutsal kitap olarak ele alması, aslında anlamdan ziyade şekile önem verdiklerinin acıklı bir ispatıdır.)

 

Konu sadece var olma yok olma meselesi de değildir. Yaşamaya mahkum edilişinin acısını yüreklerinde hissedenler, bulduklarında bir çift lafın ne anlama geldiğini de çok iyi bilirler. Dile gelmiş her cümle, sanki tarih sayfasındaki bütün insanların, bedavaya istedikleri kadar oynayabilecekleri bir çeşit milletler arası piyango bileti gibidir. Piyangonun ödülü ise yanlızlığımıza pınar olmuş bir nebze cana yakınlıktır.

 

Son zamanların moda haberi şu ve benzeri cümlelerle dile getiriliyor: “Dün hilkat garibesi bir çocuk doğdu. Dört ayağı dört kolu olan çocuk için doktorlar yaşama sansı tanımıyor.”

 

Toplumda kabul gören hilkat garibeleri nedense hep fiziksel kusur sahibi olanlar oluyor. Eğer fiziksel kusurunuz yoksa hilkat garibesi olma şansını da elde edemiyorsunuz.

 

Toplumun belirlediği hilkat garibeleri öyle bir itilmişlik içerisinde ki adeta var oldukları için bile suçlular. Halbuki Yaratıcı açısından, herkesle eşit bir cana sahip olmaları gerekmez mi?

 

İnsanın fiziksel kusuru olması yukarıda değindiğim piyangoyu kazanmasına engel değil.

 

Bence gerçek hilkat garibeleri o bedava olan piyango biletini dahi alamayacak, bir çift güzel laf edemeyecek konumda olanlardır.

 

Ey sözlerin aslın bilen,

gel de bu söz nerden gelir?

Söz aslını anlamayan,

sanır bu söz benden gelir.

 

Yukarıdaki bu sözler Yunus’undur. İşte ben bu sözler aşkına Hilkat Garibesi’yim.

Reklamlar

iyi günler…

 

Aklıma gelen konuları yazabileceğim özellikle toprak ve canlılık konularında ilgimi çeken uygulamaları aktarabileceğim bir sayfam olsun istedim…